DOLAR

38,1137$% 0.18

EURO

42,0543% -0.85

GRAM ALTIN

3.709,46%-2,27

ÇEYREK ALTIN

6.226,00%-0,45

TAM ALTIN

24.826,00%-0,36

İmsak Vakti a 02:00
Şanlıurfa KAPALI 16°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

İYİ BAYRAMLAR

ad826x90
ad826x90

 
Bayramlar geldiğinde çocuk hâlimizle tarifsiz bir sevinç yaşardık. O günlerde ayakkabımızın yırtığı, kazağımızdaki sökük, önümüzdeki yemek lekesi ya da çorabımızın delinmiş olması hiç sorun olmazdı arkadaşlarımız arasında. Bayram gelmeden önce balkonlara güneş vurur, halılar silkelenir, camlar silinirdi. Evde para yoktu, annem de bunu bilirdi. Ama yine de, soğuk kalbimizi ısıtmak istercesine bayram ritüelini eksiksiz yaşatmaya çabalardı. Her ne olursa olsun düzen bozulmasın, bayramlar devam etsin isterdi. 
 
Babam ise bayram arifesinde bile hep çok meşguldü. En son birkaç saatliğine traktörü bahçeye çeker, annemle kardeşim ve benim elimizden tutarak çarşıya götürürdü. Saman Pazarı Çerkez Sokağa giderdik o zamanlar alışverişe. Annem, o kalabalıkta hem uygun hem de güzel bir şeyler ararken, babam acele ederdi, çünkü zaman onun için ekmek parasıydı. Sonunda kardeşimle bana birer pantolon, üstümüze de birer kazak alırdı. Hatta bir keresinde bana plastik boncuklu bir kolye ve küçük bir çanta almıştı. 
 
Çarşıdan sonra mutlaka Ankara  Hali’ne uğranır, misafirler için şeker, çikolata, lokum alınırdı. Eve dönerken hem elimizdekilere hem de içimizdeki heyecana sarılırdık. Annem, birer şeker verir, ardından bayram hazırlıkları başlardı. Hamurdan çörek yapar, sarma sarar, sobanın üzerinde tavuk haşlanmaya bırakırdı. 
 
Akşam olup herkes sessizce uyurken annem gelir, elimizin içine kına yakardı. Sabah uyandığımızda ellerimiz, o kınadan kalma kırmızı buruşuklukla kokardı, giyinir, hazırlanır ve annemizle babamıza sarılarak bayrama başlardık. Annem, babam ve radyodan yükselen “Bugün bayram, bayramlaşalım” şarkısı… Evde o sabahın güneşiyle birlikte içimizi ısıtan bir huzur olurdu. 
 
Bayramlıklarımızı giyer, plastik kolyemi boynuma, çantamı omzuma takardım. Sokaklarda coşkuyla koşardık. Derken kapı çalardı; mahalledeki diğer çocuklar şeker toplamak için gelirlerdi. Annemle biz de çıkar, onlara şeker dağıtırdık. Ardından, “Hadi biz de şeker toplayalım!” diyerek kendi küçük maceramıza başlardık. Tahta kapıları tıklatır, ara yollardan geçer, her evden avuç avuç şeker toplardık. Plastik poşetlerimiz tıka basa dolunca eve dönerdik. 
 
Eve geldiğimizde misafirlerle dolmuş olurdu ev. Çay demlenir, yanına çörek ve şekerler konulurdu. Babam, sigara kokusunu hiç sevmezdi ama bayram günlerinde ev sigara dumanıyla dolardı. O koku, benim için misafirlik anlamına gelirdi. Akşamüstü misafirler gidince biz de halama ziyarete giderdik. 
 
Halam ve eniştem emekli maaşlarıyla tatlılar, çikolatalar alır, çay demlemiş olurlardı. Yazın sıcağında bile üşür, sobayı yakarlardı. Evleri o kadar sıcaktı ki bazen duramaz, balkona çıkardım. Çınar ağaçlarının dallarının önünden geçen insanlara, oynayan çocuklara bakar, kendi bayram sevincimi uzaktan izlerdim. 
 
O zamanlar küçüktüm, bilmezdim… Bayramı bayram yapan, çocuk kalbimizi sevindirmek için kendilerinden vazgeçen büyüklerdi. Annem, o kısıtlı imkanlarla bile yüzümüzden gülümsemeyi eksik etmezdi. Babam, yorgun omuzlarına rağmen bizim için çarşıya koşardı. Halam, her zamanki gibi sıcacık sobanın yanında bize küçük bir ziyafet hazırlardı. Onlar hep vardı, hep yanımızdaydı. 
 
Ama zaman geçti. Bayramlar da, o bayramları yaşatan büyükler de yavaş yavaş eksildi. Bugün hâlâ bayram sofrasına oturuyoruz ama o sofranın bir köşesi hep boş kalıyor. Bir eksiklik var, sanki çocukluğumun koşuşturması da o büyüklerimle beraber gitmiş gibi. 
 
Bazen geçmişi düşünüyorum, o sıcak evleri, o bayram sabahlarını, kapı kapı şeker toplayan çocukların şen kahkahalarını… Ve anlıyorum ki, bayram sadece bir gelenek değilmiş. Bayram, birlikte olduğumuz her anı kıymet bilerek yaşamakmış. Şimdi ne zaman bir çocuk görsem, eline bir şeker uzatırken annemin o sıcacık ellerini hissediyorum. Ve içimden bir ses fısıldıyor: “Bugün bayram… Hâlâ.” 
 

Meltem Yalçın  

ad826x90

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

PINAR’IN ÖYKÜSÜ-Emrah Korkmaz

HIZLI YORUM YAP