40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
4.320,96%0,56
7.017,00%0,27
27.981,00%0,27
02:00
14 Ocak 2026 Çarşamba
Modern felsefe, genellikle 17. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına uzanan dönemde gelişen; akıl, yöntem, bilimsel devrim, birey ve deneyim merkezli düşünce iklimini ifade eder. Bu dönem, Orta Çağ’ın skolastik çerçevesinden kopuş ve yeni bir “bilme” anlayışıyla anılır.
Peki modern felsefenin “kurucuları” kimler? Burada önemli bir ayrım var:

Okurun ilgisini çeken (ve SEO’da iyi çalışan) kısa çerçeve:
Aşağıdaki isimler, modern felsefenin “kurucu kadrosu” denince en sık birlikte anılan çekirdeği oluşturur.
Neden kurucu sayılıyor?
Descartes, felsefeye “yöntem” ve “kesinlik” arayışını yerleştirip modern dönemin ana sorusunu parlatır: Kesin bildiğim şey nedir? Birçok kaynak modern felsefenin Descartes’la başladığını vurgular.
Damga vurduğu alanlar

Neden kurucu sayılıyor?
Bacon, bilgi üretiminde deney ve yöntemi vurgulayan modern bilim anlayışının felsefi omurgasını güçlendirir. Akademik metinlerde Descartes’la birlikte modern felsefenin öncü/kurucu isimleri arasında gösterilir.
Damga vurduğu alanlar
Neden kritik?
Locke, zihni ve bilgiyi deneyim üzerinden düşünerek modern felsefedeki “ampirist damar”ın ana direklerinden olur; modern siyaset felsefesine de büyük etki eder. (Descartes sonrası tartışmaların ampirist cephesinde anılır.)
Damga vurduğu alanlar
Neden kurucu sayılıyor?
Kant, rasyonalizm–ampirizm gerilimini yeni bir düzlemde tartışıp modern felsefeyi başka bir seviyeye taşır: Aklın sınırları, deneyimin koşulları, ahlakın temeli. Modern felsefenin sonraki yüzyıllarına yön veren bir dönüm noktasıdır.
Damga vurduğu alanlar
Modern felsefe bir dönem olduğu için (tek bir okul değil), çekirdek kadroya genelde şu isimler de eklenir: Hobbes, Spinoza, Leibniz, Berkeley, Hume, Hegel… Zaten modern felsefenin ortaya çıkış çizgisi anlatılırken bu geniş hat sıkça birlikte sayılır.
Türk edebiyatı ve kültür-sanat dünyasının nitelikli yayınları arasında kendine sağlam bir yer edinen Edebiyat Kulisi Dergi, 13. sayısıyla okurla buluştu. Bu sayı, yalnızca yeni metinleriyle değil; kapak tercihiyle de güçlü bir hafıza çağrısı yapıyor. Yeşilçam’ın zarafetle özdeşleşmiş yüzlerinden Gülşen Bubikoğlu, derginin 13. sayısında kapakta yer alarak sinema, edebiyat ve estetik arasında zamansız bir köprü kuruyor.
Bu blog yazısı, Edebiyat Kulisi’nin 13. sayısını kapak seçimi, içerik yaklaşımı ve kültürel bağlamı üzerinden derinlemesine ele alıyor.
Gülşen Bubikoğlu, Yeşilçam’ın altın çağında yalnızca rol aldığı filmlerle değil; temsil ettiği estetik, zarafet ve anlatı diliyle de hafızalara kazındı. Edebiyat Kulisi’nin bu sayıda Bubikoğlu’nu kapak figürü olarak seçmesi, basit bir nostalji hamlesi değil. Bu tercih, “kültürel hafıza” kavramına bilinçli bir gönderme niteliği taşıyor.
Kapak görseli, geçmişle bugün arasında sessiz ama etkili bir diyalog kuruyor:
Tüm bu unsurlar, 13. sayının daha kapağında okura hissettiriliyor.
Edebiyat Kulisi Dergi, bu sayıda da tek bir türle sınırlı kalmayan bir yayın çizgisi izliyor. İçerikler; edebiyat, sinema ve kültürel çözümlemeler etrafında çok katmanlı bir yapı sunuyor.
Derginin omurgasını oluşturan öykü, şiir ve deneme metinleri; çağdaş edebiyatın güncel sorunlarına ve arayışlarına temas ediyor. Metinlerde:
gibi temalar dikkat çekiyor.
Kapakta Gülşen Bubikoğlu’nun yer almasıyla uyumlu biçimde, sinema ve kültür yazıları bu sayıda ayrı bir anlam kazanıyor. Yeşilçam’dan günümüze uzanan anlatı dili, edebiyatla kurduğu ilişki üzerinden okunuyor.
Edebiyat Kulisi Dergi, 13. sayısıyla birlikte şu soruyu yeniden hatırlatıyor:
“Edebiyat yalnızca metin midir, yoksa bir kültür hafızası mı?”
Bu sayı, cevabını açıkça veriyor. Dergi;
bir yayın çizgisini sürdürüyor.
9–17 Mayıs
Türkiye’nin genç, dinamik ve kültürle iç içe şehirlerinden Eskişehir, kitapla olan güçlü bağını bir kez daha ortaya koymaya hazırlanıyor. 5. Eskişehir Kitap Fuarı, 9–17 Mayıs tarihleri arasında okurları, yazarları ve yayınevlerini aynı çatı altında buluşturacak.
Kısa sürede önemli bir okur kitlesine ulaşan Eskişehir Kitap Fuarı, beşinci yılında artık yalnızca yeni bir etkinlik değil; şehrin kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlanıyor.
Eskişehir, üniversiteleri, öğrenci nüfusu ve sanatla iç içe yaşam tarzıyla kitap fuarları için doğal bir merkez. Bu nedenle Eskişehir Kitap Fuarı:
bir fuar atmosferi sunuyor. 5. yıl, bu dinamizmin daha da görünür hâle geldiği bir dönem olacak.
Eskişehir Kitap Fuarı’nı öne çıkaran en önemli özelliklerden biri, okur–yazar etkileşiminin güçlü olması. Sadece imza almak değil;
fuarın temel deneyimleri arasında yer alıyor. Beşinci edisyonun da bu etkileşimi artıran bir programla okurun karşısına çıkması bekleniyor.
Eskişehir Kitap Fuarı, özellikle:
için güçlü bir vitrin sunuyor. Öğrenci okur profili sayesinde yayınevleri, kitaplarının gerçek karşılığını doğrudan sahada gözlemleme imkânı buluyor.
Fuar yalnızca gençler ve yetişkinler için değil, çocuklar için de önemli bir kültürel durak.
sayesinde çocuklar, kitabı yalnızca okunan bir nesne değil, yaşanan bir deneyim olarak keşfediyor. Bu da Eskişehir Kitap Fuarı’nı aileler için cazip kılıyor.
Dijital içeriklerin hızla çoğaldığı bir dönemde kitap fuarları, okumanın sosyal yönünü hatırlatıyor. Eskişehir Kitap Fuarı ise bunu:
ile başarıyor.
Beşinci kez düzenlenecek olan Eskişehir Kitap Fuarı, dokuz gün boyunca şehri kitapla nefes alan bir kültür alanına dönüştürecek. İster öğrenci olun, ister öğretmen, ebeveyn ya da sadece kitapların arasında kaybolmayı seven bir okur…
Mayıs ayında Eskişehir’de yollar yine kitaplara çıkacak. 📚✨
11–19 Nisan 2026
Türkiye’de kitap fuarları yalnızca yayınevlerinin stant açtığı ticari alanlar değil; okurla yazarın göz göze geldiği, çocukların kitapla gerçek anlamda tanıştığı ve düşüncenin kamusal alana taşındığı kültürel buluşmalardır. Bu geleneğin en köklü duraklarından biri olan Bursa Kitap Fuarı, 23. yılında 11–19 Nisan 2026 tarihleri arasında kapılarını yeniden açmaya hazırlanıyor.
Bursa Kitap Fuarı, yıllar içinde yalnızca büyüyen bir etkinlik değil; Bursa’nın kültürel takviminin sabit bir ritüeli hâline geldi. Her bahar, binlerce okur için bu fuar, yeni kitaplar keşfetmenin ötesinde bir “buluşma mevsimi” anlamına geliyor. Öğrenciler için ilk imza günü heyecanı, öğretmenler için kaynak arayışı, ebeveynler için çocuklarını kitapla bağ kurarken izleme mutluluğu bu fuarın ruhunu oluşturuyor.
2026’daki 23. edisyonun, önceki yıllara kıyasla daha deneyim merkezli bir yapıya sahip olması bekleniyor. Son yıllarda okur beklentileri değişti:
Bu nedenle 23. Bursa Kitap Fuarı’nın; söyleşiler, imza günleri, çocuk atölyeleri, editör–yazar buluşmaları ve tematik etkinliklerle çok katmanlı bir programa sahip olması öngörülüyor.
Bursa Kitap Fuarı, İstanbul dışındaki en güçlü okur buluşmalarından biri olarak kabul ediliyor. Özellikle:
açısından fuar, yayınevleri için stratejik bir önem taşıyor. 23. yıl, bu anlamda hem köklü yayınevleri hem de yeni girişimler için güçlü bir vitrin olacak.
Bursa Kitap Fuarı’nın en canlı alanları her zaman çocuk bölümleri olmuştur. 7–14 yaş arası okurlar için düzenlenen etkinlikler, kitapla kurulan bağın kalıcı olmasında kritik rol oynar.
2026 fuarında da:
ön planda olacak. Bu yönüyle fuar, yalnızca bugünün okurlarını değil yarının yazarlarını da besleyen bir alan niteliği taşıyor.
Dijitalleşmenin hızlandığı, okuma alışkanlıklarının dönüştüğü bir çağda kitap fuarları hâlâ güçlü. Çünkü:
dijital ortamda tam karşılık bulamıyor. Bursa Kitap Fuarı, bu boşluğu dolduran canlı bir kültür alanı olmayı sürdürüyor.
Markab sabit yıldızı, astrolojide:
temalarıyla ilişkilendirilir.
Adının anlamı olan “eyer”, bu yıldızın özünü anlatır:
Hareket hâlindeki bir gücü kontrol altında tutmak.
Bu nedenle Markab etkisi olan kişiler genellikle:
bir yapı sergiler.
Markab teması şu bağlantılarla aktifleşir:
☐ Güneş ile kavuşum
☐ Ay ile kavuşum
☐ Merkür / Venüs / Mars / Jüpiter / Satürn ile kavuşum
☐ Yükselen (ASC) ile kavuşum
☐ Tepe Noktası (MC) ile kavuşum
☐ Paran (açı temelli) bağlantı
Önerilen orb: 0°30′ – 1°
Pozitif:
Gölge:
Hayat dersi:
Gücü yumuşaklıkla dengelemek
Pozitif:
Gölge:
Hayat dersi:
Güçlü olmak zorunda olmadığın anlara izin vermek
Pozitif:
Gölge:
Hayat dersi:
Zekâyı keskinlikten bilgelik tarafına taşımak
Pozitif:
Gölge:
Hayat dersi:
Gücü yönlendirmek, patlatmamak
Pozitif:
Gölge:
Hayat dersi:
Sorumluluğu paylaşmayı öğrenmek
Kişi dışarıdan:
olarak algılanır.
Gölge:
Aşırı ciddi, mesafeli duruş.
Kariyerde:
Uyarı:
Başarıyla birlikte gelen kibir testleri.
Markab sabit yıldızı şunu sorar:
“Gücünü ne için kullanıyorsun?”
Bu yıldız:
Karmik olarak:
✔ Esneklik çalışmaları
✔ Bedensel denge (yoga, pilates, yüzme)
✔ Kontrol yerine güven geliştirme
✔ “Her şeyi ben yapmalıyım” inancını dönüştürme
Haritanda Markab aktifse:
Sen kriz anlarının insanısın.
Dayanıklılığın gücün ama esnekliğin anahtarın.
Yükselirsin; yeter ki yük olmayı seçme.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.