DOLAR

44,5740$% 0.2

EURO

51,6092% -0.1

GRAM ALTIN

6.699,02%0,21

ÇEYREK ALTIN

11.160,00%0,27

TAM ALTIN

44.303,00%0,27

Sabah Vakti a 02:00
Şanlıurfa HAFİF YAĞMUR 11°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Meltem Yalçın

Meltem Yalçın

31 Mart 2026 Salı

İnsanın Kendine Açtığı Savaş

İnsanın Kendine Açtığı Savaş
3

BEĞENDİM

ABONE OL

Antikorlarım

kendi bedenime savaş açmış.

Doktorun masasındaki kâğıtta

ince bir yazıyla duruyordu kelime:

Hashimoto.

O an tuhaf bir şey anladım.

Meğer insan

kendine de saldırabiliyormuş.

Ben yıllardır

kendime sert davranırken,

kendime kızarken,

kendimi suçlarken

bedenim de bana katılmış.

Boğazım düğümlendi.

Çok üzüldüm.

Bilmiyorum.

Başka türlü olabilir miydi her şey?

Belki

orada bırakmayabilirdim kendimi.

İkiye bölüp

en hassas yerimi

bir sandalyenin sırtına asılmış

ince bir hırka gibi

orada unutmayabilirdim.

Ama insan

kendini taşımak ağırlaşınca

nasıl yürür hayatta?

Bir yerden sonra

kendi kalbin bile

insana fazla gelir.

Ben de bıraktım.

Yıllar önce.

Sessizce.

Orada bıraktığım parça

en hassas, en alıngan parçamdı.

Hayata tutunmaya çalışan,

seveni insana çabuk bağlanan,

çabuk inanan.

Aşka kolay düşen,

hayata bütün kalbiyle sarılan

ama bir o kadar da

kolay incinen.

Onu orada bıraktım.

Çünkü bana ağırlık yapıyordu.

Adeta paçamdan tutup

“gitme” diyen bir çocuk gibi

geri çekiyordu beni.

Kimse fark etmedi.

Otobüsler yine geçti sokaktan.

Balkonda çamaşırlar kurudu.

Çaydanlıklar kaynadı mutfaklarda.

Hayat

küçük seslerle devam etti.

Ama içimde

eksik bir yer vardı.

Sanki biri

ruhumdan küçük bir parçayı alıp

bir masanın üstünde unutmuştu.

Yıllar sonra öğrendim.

Çok stres yaşadım.

Kendimi dar bir ayakkabının içinde

saatlerce yürütür gibi sıktım.

Sonra bir gün

akşamüstü bir mutfakta

çay demlerken düşündüm:

Hayat

o kadar değersiz bir şey değil.

Ne oldu da

ben ona

“boş ver” diyecek kadar

yorgun düştüm?

Güzelim hayatım…

Ne oldu sana?

Bazen şimdi

her şey bir televizyon programı gibi geliyor.

Birileri bizi izliyormuş da

biz rol yapıyormuşuz gibi.

İnsanlar konuşuyor

ama sözler biraz ezber.

Herkes bir yerlere yetişiyor

ama kimse gerçekten gitmiyor.

Her şey

çok hızlı akıyor.

Ve ben bazen

bir sandalyeye oturup

şunu düşünüyorum:

Yıllar önce

orada bıraktığım şey

gerçekten kayboldu mu,

yoksa hâlâ

sessizce beni mi bekliyor?

Belki bir gün giderim.

Bir masanın kenarında

unutulmuş bir eşya gibi

onu alırım.

Tozunu üflerim.

Ve o zaman anlarım:

İnsan bazen

kendini bırakarak değil

kendine geri dönerek

büyür.

Meltem Yalçın

#Hashimoto

#otoimmünhastalık

#stresvehastalık

#kendinibulmak

#içseldönüşüm

#hayatüzerineyazı

#modernşiir

#ruhvebedenilişkisi

#iyileşmesüreci