44,5277$% -0.19
51,9322€% 0.26
6.746,16%-0,04
11.128,00%-0,60
44.445,00%-0,46
02:00
AKSÂ
Vadi olacak bir ırmağın ilk damlası olacağımı bilmiyordum. Çok zordu. Türevlerim kenardaki taşlıkları hızla taşırken, onlardan ayrılıp yeni bir yola gitme tahayyülü günaşırı benim zihnimi yoruyordu. Sararmış bıyıklarından damlayan su damlacıklarını sildikten sonra ‘‘İşin sanatını bırak da sadede gel evladım, dedi. Oysaki bizi hayatta tutan yalnızca edebi sanatlarla kurulmuş hayallerdi. Bunu Albayıma anlatmak epey uzun zaman alırdı. Derin bir iç çekip zaten dinlemiyor dinlese de istediğim gibi dinlemiyor… En azından şimdi anlatayım da akşam yazacağım günlüğe taslak çıksın.’’ dedi kendi kendine.
(Sahnenin ortasında bir koltuk, koltuk renkli. Koltuğun arkasında ufuk çizgisi işlenmemiş bir tablo. Mevsimlerden sonbahar. Koltuğun sağ tarafında küçük bir sehpa, sehpanın üstünde rakı…)
-Albay sahneye çıkar. Sendeleyerek, sarhoş hareketlerle, koltuğa oturur.
Albay Hüsamettin Tambay:
Oğuzzzz! Oğuzzz! Nerelerdesin Oğuzzzz!
(Sahneye üstü pek bakımlı olmakla beraber Selim adında biri girer. Albay sinirlenir.)
Albay:
Sende kimsin be adam! Oğuz’um nerede?
Selim (ellerini birbirine kavuşturarak)
Efendim, bugün dersimiz erken bitti. Oğuz’un üniversiteden arkadaşıyım. Iıııı şeyyy. Biz oturuyorduk dolapta şeyler bitmiş Oğuz’da sen şey yap ben marke…
Albay (Tiye alarak)
-Yahu evladım! Sen ne biçim edebiyat öğrencisisin, hatta sen nasıl Oğuz’un arkadaşısın, cümle kurmayı bilmiyor musun? Ne şeymiş arkadaş şey de şey… Şu TDK’ye bir başlıyayım ilk işim sözlükten ‘‘şey’’ maddesini kaldırmak! Milletler kelime haznesini genişletmek için sözlüğüne yeni kelimeler ekler bizde tam tersi…
(Kapı kilidinin sesi duyulur. Oğuz ellerindeki market poşetini kenara bırakır.)
Oğuz (Selim’le birkaç saniyeliğine göz göze geldikten sonra) :
-Albayım bugün nöbette değil miydiniz? Ben öyle sanıyordum. Hay aksi! Bende arkadaşım Samet’i gece yalnız kalmamak için davet etmiştim.
(Albay, Samet ismini duyduktan sonra Selim’e yani Samet olan Selim’e yan bakış atar. Bunun üzerine Samet çeşitli bahanelerle evden hızlıca kaçar.)
Albayla Oğuz, Samet hakkında konuşmaya başlar. Albay sinirlidir.
.
.
.
(Oğuz 2. Albay 4. duble rakının sonundadır.)
Albay, ‘‘o gün anlaşılması zor pek güzel cümleler kuruyordun. Karakolda otururken bazı cümlelerin kulağıma tekrar tekrar geliyordu sanki. Devamını merak ettim. Hastanedeki hemşireyi arayıp kendime 1 haftalık rapor yazdırıp çıkıp geldim hemen. Seni dinliyorum. Uzaklar diyordun uzaklarr, dedi. Ah Azizim ah yine her zamanki gibi dinlemişsin beni diye mırıldandı Oğuz.
Sarhoş olma eyleminin gerçekleştiği son yudum, meğer hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum. O yudumdan sonra başladım anlatmaya: İlk başta korkutucuydu. Bana yardıma gelen hiçbir arkadaşım yoktu. Sıkışıp kaldığımda birilerinin bana yardım edeceğini her zaman biliyordum. O yüzden ilk başta hiç tedirgin olmadım ancak bu sefer farklıydı. Hem de çok farklıydı. Yanımda gürül gürül akan arkadaşlarım sular kenarda ufacık bir damla olan ben… Ne kadar korksam da kaynağımı sağlam yerden aldığım için vakurdum. Güneş uzaklardan gelen bir yolcu gibi memlekete yabancı gözlerle bakıyor fakat İstanbul’u ilk kez görmüş turist gibi her yere ulaşma çabası içeriyordu. Bu çaba beni az kalsın buharlaştırmaya yani vatanımdan uzaklaştırmaya yol açacaktı. Günlerden sonra bir gün inanır mısın umutlarımın tükendiği günde üstüme kocaman bir damla düştü. Tabi ben ona hemen dört kolla sarılmadım. Bu menzilin çetin olacağını, ölüme şu kadarcık mesafede olduğumuzu defalarca telkin ettim. Neler dediysem hepsi nafile. Ne zaman böyle cümle kurmaya başlasam genellikle sözümü yarıda kesip ‘‘Yolun yolumdur’’ diyordu. Vazgeçmesi için çok çabaladımsa da döndüremedim yolundan. O küçücük çukurda aylarca beraber bekledik. O olmasaydı muhtemelen buhar olup gitmiştim. Peki ben olmasaydım o ne olurdu? Büyük bir muamma. Onu hiçbir suretle bilemeyeceğiz.
Yaz çok kurak geçse de sonbahara karşı evlenme kararı verip evlendik. Bol bol damlacıklarımız oldu. Kimi damlacıklar daha baştan menzili terk edip gitti kimileri bizimle kaldı. Daha anlatacağım çook macera var Albayım ama sonuca geleyim açtığım küçücük çukur kocaman bir vadi oldu. Birçok insana yararlı işler yaptı. Ben de bu işten çok zevk aldım. Başarmışlığın verdiği hazla yeni bir çukur açmaya yeltendim. Halbuki çukur olarak damladığım yer küçücük bir menderesmiş kimsenin olmadığı uzaklarda yok olunca fark ettim. İşte benim evlilik ve boşanma serüvenimin özeti bu Albayım. Albayım! Yine uyumuş…
Sevgili Günlük:
Bugün Albayım yine……
İNANDIĞIN HER ŞEY